Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre Al-i Halife rejiminin baskıcı uygulamaları Ramazan Savaşı’ndan bu yana Bahreyn’deki Şiilere karşı daha da yoğunlaştı. Bahreyn halkının tutuklanması ve işkence görmesi, onlarca Bahreynlinin sürgün edilmesi ve vatandaşlıktan çıkarılması, Al-i Halife diktatörlük rejiminin baskıcı uygulamalarından bazılarıdır. Al-i Halife rejiminin güvenlik güçleri, Bahreyn’in çeşitli bölgelerinde Şii âlimlerin evlerine vahşi baskınlar düzenleyerek onlarca din adamı ve din âlimini tutukladı.
Al-i Halife rejimi tarafından gerçekleştirilen geniş çaplı keyfî tutuklama dalgası, güvenlikçi yaklaşımın daha da sertleştirildiğini ve ABD‑İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş ile bunun Bahreyn üzerindeki doğrudan sonuçlarına ilişkin görüş ve siyasi tutumlarını barışçıl şekilde ifade etme hakkını kullanan vatandaşlara karşı sistematik bir baskı politikasının sürdürüldüğünü göstermektedir.
Bu gelişmelerin ardından Bahreyn makamları, kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere 300’den fazla vatandaşı tutuklamış ve bir vatandaşı da hukuk dışı biçimde öldürmüştür.
Bahreyn’deki zalim Al-i Halife rejiminin suçları hakkında daha fazla bilgi edinmek için Bahreyn İnsan Hakları Derneği Başkanı Bakır Derviş ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Aşağıda bu söyleşiyi okuyabilirsiniz:
Güvenlik güçlerinin Bahreyn’de âlimleri ve din adamlarını geniş çaplı biçimde tutuklamasının amacı nedir? Birleşik Arap Emirlikleri bu suçlarda nasıl bir rol oynamaktadır?
Bahreyn güvenlik makamları, Birleşik Arap Emirlikleri’nin teşvikiyle Şii toplumunu yok etmeye çalışmaktadır. Öyle ki dini işlerin devletten bağımsız olması, Bahreyn’deki dinî çevreler ve İslam toplumunun İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen saldırgan savaşı desteklememesi ve Bahreynli âlimlerin işgalci rejimle normalleşme projelerinin tamamına karşı çıkması onlar için kabul edilemez bir durumdur.
Şiilere yönelik bu baskı Bahreyn’in siyasi tarihinde eşi görülmemiştir. Tutuklananlar arasında önde gelen âlimler, cuma ve cemaat imamları, medrese yöneticileri, Necef-i Eşref ve Kum’daki dinî mercilerin temsilcileri, medrese hocaları, hatipler ve dinî tebliğciler bulunmaktadır. Ayrıca Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ın başkanlığında faaliyet gösteren İslam Âlimleri Meclisi’nin bazı kurucu üyeleri de bu kişiler arasında yer almaktadır.
İçişleri Bakanlığı’nın açıklamaları, medreselerin, Hüseynî heyetlerin, camilerin, hüseyniyelerin, anaokullarının, İslami kurumların ve hatta fıkhî hükümlerin rolünden söz etmektedir. Bu durum, hükümetin Şiilere bağlı tüm bu merkezlere karşı geniş çaplı bir kısıtlama kampanyası başlatmaya hazırlandığını göstermektedir.
Hükümet bununla da yetinmeyip Şiilerin inançlarını suç kapsamına sokmaya kadar gitmiştir. Öyle ki Velâyet-i Fakih’i terörizm olarak nitelendirmektedir; oysa gerçek terörizm Bahreyn’deki Amerikan askerî üslerinde bulunmaktadır.
Dünya İslam âlimleri, seçkinleri ve düşünürleri Bahreyn’de baskı altındaki Şiiler karşısında nasıl bir sorumluluk taşımaktadır?
Âlimlerin ve düşünürlerin yayımlayacakları bildirilerle Bahreyn’deki Şiilere karşı yürütülen bu mezhepçi kışkırtmaları kınamaları, dinî çoğulculuğa ve vatandaşların haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamaları ve yaşananları dünya genelindeki Şiilerin inançlarına karşı işlenen bir suç olarak nitelendirmeleri gereklidir.
Cuma imamları, medreseler ve İslami kurumlar tarafından Bahreyn’deki Şiilere yönelik mezhepçi baskıyı kınayan tutum ve açıklamaların yayımlanması önemli ve etkili bir rol oynayacaktır.
Bahreyn’deki insan hakları ihlallerini açıklamada medyanın görevi nedir?
Medyanın, gerçekleri ortaya çıkarmak ve halkın yaşadığı acıları ve sorunları yansıtmak konusunda ahlaki ve mesleki bir sorumluluğu vardır. Bu da hak ihlallerini ve saldırıları gündeme getirip görünür kılmakla mümkündür. Medya ayrıca bu konunun dünya kamuoyundan izole edilmesini engeller ve Bahreyn’deki Şiilere karşı mezhepçi baskı ve ayrımcılığın yayılması ve şiddetlenmesine karşı gerçek bir baskı oluşmasına katkı sağlar.
Bu nedenle televizyon ve radyo programlarına, haber raporlarına ve sosyal medya üzerinden yürütülecek dayanışma içerikli medya kampanyalarına ciddi ihtiyaç vardır.
Belirtmek gerekir ki, Bahreyn’deki zalim ve işbirlikçi rejim son günlerde birçok âlim ve din adamını asılsız suçlamalarla tutuklamıştır. Tutuklananların isimleri şöyledir:
- Şeyh Mahmud el‑Ali
- Şeyh Ali es‑Saddedi
- Şeyh Muhammed Senkur
- Şeyh Ali Hamidan
- Şeyh Casim el‑Mü’min
- Şeyh Ali Rahme
- Şeyh Hamed Aşur
- Şeyh Fazıl ez‑Zaki
- Şeyh Razi el‑Kaffas
- Şeyh Münir el‑Mu’tuk
- Şeyh Gazi es‑Sammak
- Şeyh Sadık el‑Afiyye
- Şeyh Ali el‑Metğavi
- Şeyh Muhammed Cevad eş‑Şehabi
- Şeyh Hani el‑Benna
- Şeyh Casim el‑Hıyat
- Şeyh Muhammed el‑Harsi
- Şeyh Mahmud Aşur es‑Saddedi
- Şeyh Eyyub el‑Bahreyni
- Şeyh İsa el‑Mü’min
- Şeyh Cemil el‑Ali
- Seyyid Muhammed el‑Gureyfi
- Şeyh Ali Naci el‑Hemeli
- Şeyh Bakır el‑Havvac
- Seyyid Ahmed el‑Gureyfi
- Seyyid Sadık el‑Maliki
- Şeyh Hüseyin el‑Mahrus
- Şeyh Ali Hasan es‑Sibai
- Seyyid Hüseyin el‑Kerani
- Seyyid Talib Muhammed
- Şeyh Ali Selim
- Şeyh Ali Sened
- Şeyh Abdülhüseyin el‑Akri
- Şeyh Fazıl Dehnim es‑Setri
- Şeyh Sadık ed‑Derazi
- Şeyh Fuad el‑Mübarek
- Seyyid Musa el‑Vedaî
- Şeyh Raid es‑Setri
- Seyyid Mecid el‑Meş’al
- Şeyh Hasan el‑Kassab
- Seyyid Hatem el‑Alevi
- Şeyh Ahmed el‑Hayeki
- Şeyh Aziz el‑Hudran
- Seyyid Sadık el‑Hicri
yorumunuz